Belediye başkanı olabilir miyim?

Ne dersiniz olabilir miyim? Önce bir etrafı kolaçan edeyim. Bir bakayım durum vaziyet nedir? Ve farklı siyasi partiden kadınlar konuşuyor: 

- Bana ilçe belediye başkanlığı adaylığı teklif edildi. 

- Seçimi kazanma şansı ne sizin partinizin? 

- Kazanma ihtimali var ama… 

- Sakın kazanamayacaklarını bildiklerinden olmasın 

- Evet olabilir 

- Beni de birinci sıradan meclise aday gösteriyorlar ama… 

- Aması ne? 

- Kendi partim girmeyecekmiş. Bir başka parti ile ortaklık yapacaklar. O partiden aday olmak ağırıma gidiyor. 

- Kötü ya… (Üçüncü kadın araya girerek) 

- Beni de aday gösteriyorlar ama seçilemeyecek yerden 

- Kabul ettin mi? 

- Seçilemem ki. Neden kabul edeyim? 

- Herkes denge deyip duruyor zaten. Ne demekse denge meselesi? 

Yıllardır emek verdikleri partilerinin bu durumu kadınları rahatsız ediyor anlaşılan. Konuşmalar uzadıkça kadın olmak bu herhalde diyorlar. Siyaset bizim neyimize filan… Siyasetin kirliliği üzerine konuşuyorlar uzun uzun. Bir başka yerde kadınlar bir araya gelmiş belediye başkanı ile konuşuyorlar: 

- Sayın başkan size sorularımız var 

- Rica ederim sorun sorularınızı. Kadınlar başımızın tacıdır. 

- Merak ettik meclis adayları arasında kadın var mı? Yoksa eğer aday olabiliriz 

- Haklısınız. Kadınlar da aday olmalı. Ama bu seçimler çok hassas. Dengeler söz konusu. Belki başka sefere 

Açık sözlü olsaydı ne iyi olurdu ama… Siyaset meydanında rant varken, kadınları yok saymak kendi egemenlikleri için gerekli iken, kadınların adaylığı söz konusu olur mu hiç? 

Öyle ya da böyle anlaşılan kadınların siyasete katılımı için daha çoooook demokrasi lazım. Nasıl demokrasi olsun ki bizde. Gladyo, derin devlet, Susurluk, faili meçhul cinayetler, milliyetçilik ve derkeeen ergenekon. Yıllar önce İtalya’da temiz eller operasyonları başladığında biz de ne zaman olur diye düşünmüştüm. Susurluk kazası olduğunda tamam işte, şimdi başlar derken olmadı. Kimse soramadı devlet-siyaset-mafia üçgeninin hesabını. Vatan uğruna yapmışlardı her şeyi. Ne demekse. 

Tutuklamalar arka arkaya yapılırken yine bir şey çıkmaz diye düşünmeden edemiyordum. Ama ergenekonculardan birinin evinden çıkan kroki her şeyi değiştirdi birden. Toprak altına gömülü cephanelik derin devletin varlığını ortaya koymadı mı? Kaç cephanelik çıkacak acaba? İster misiniz bir de gömülmüş insan cesetleri çıksın? Hani kayıp olan kişiler var ya o bakımdan. 

Bir yanda seçimler bir yanda ergenekon davası. Neyi paylaşamıyorlar? Vazgeçtim belediye başkanı olur muyum sorusunu sormaktan… Bu arada “Özür diliyorum” kampanyası imzacıları için suç duyurusu yapılmış. Hayırlı olsun ne diyelim. Yine göründü hapishane yolları.

Paraketa’daki diğer Melek Gündoğan yazıları:

Leave a Reply