Yoğuşmalı kombi

Gürültü hayatımda son zamanlarda giderek daha önemli olmaya başladı. temel sebebi yaşlanmaktan kaynaklanan dayanıksızlık gibi görünüyor, bir diğer sebep gürültünün artması, bir başka sebep gürültünün niteliğinden kaynaklanıyor, vücudumda ve aklımda biriken tortu yeni gürültülere tahammülü azaltıyor. bir diğer neden de panik ve dağılmış olma hali. gürültünün paniklettiği ve dağıttığı organizmanın direnci düşmüş durumda. bütün bu bireysel arazların tümünü toplum için de düşünebiliriz. 

ses ve görüntü kirliliği bir ölçü, bir belirleyen, bir parametre olarak alındığında ülkemiz dünyanın en özgür ülkelerinden biri olarak kabul edilebilir. korkunç bir gürültü var, bunun en nazik formlarından biri dinlenmek ya da çay içmek veya yemek yemek için oturduğunuz her yerde sıklıkla patlak bir operlörden ve özellikle de asla dinlemeyeceğiniz bir müziğin çalması. çalmıyorsa da hemen açarlar. mahallelerdeki inşaatlar ve burada kullanılan iş makinaları, üst katta terlikle dolaşan komşular, çekilip duran sandalyeler masalar, sokak satıcıları bu kalıcı gürültünün parçaları. bu gürültünün diğer önemli parçası da görsel gürültüyü oluşturan bilboardlar, dükkan levhaları, birbirinden çirkin evler, postaneler, karakollar, seçilen tipografi ve renklerle boğucu bir hal kazanmış her tür yazı ve grafik tasarım. hiç bir dinlenmeye yer bırakmıyacak kadar sık bir ses ve görüntü pisliği. 

mutsuzluk yaratan bir şeydir gürültü. gürültü hasta eder, bir topluluğun mutluluğunu dolayısıyla da her anlamdaki performansını düşürmenin en etkili yolarından biri o kişiyi ya da gurubu sürekli gürültüye maruz bırakmaktır. bu onların yalnızca sağlıklı düşünmelerini değil düşünmelerini önleyecek böylece bırakın sürpriz yaratabilecek, insanlığın önünü açacak düşünce ya da buluşları, en temel mantık bile yok olacaktır; hem gündelik yaşamdan hem de gelecek nesiller bırakılacak kültürel mirastan. gürültünün saldırganlaştırdığı çok bilinen özelliklerinden biri, saldırganlaşan birey ya da gurubun yeni davranışları (ki şüphesiz daha anlamsız, daha aptalca, daha bağnaz, daha fanatik, daha kıyıcı, daha gürültülü…) daha da fazla bir gürültü yaratacak, söz konusu topluluğu ya da bireyi ve karşısındakileri daha yalnız ve keskin hale getirecektır. bu kutuplaşmanın mantıklı uygar insana yakışır çözümü de gene ortamdaki yoğun gürültü nedeniyle imkansızlaşacaktır. düşmanca bir yaklaşımla hasta bir toplum oluşturmanın en temel yöntemi o toplumu sürekli gürültüye tabi tutmaktır. bir müddet sonra dışarıdan verilen gürültü kesilse bile içeride yeterli gürültü kendiliğinden üretilecektir. 

bugün toplum incelendiğinde gürültünün kutuplaşmayı ve sertliği ne denli arttırdığı çok rahat gözlemlenebilir. karşıdakini duymamak, duyamamak ya da gürültü nedeniyle karşıdakini dinleme meziyetini, becerisini çoktan yitirimiş olma gibi özelliklere sahip birey ya da gurup daima kendini haklı görmektedir, çünkü çok net olmasa da duyabildiği tek ses, görebildiğü tek görüntü kendinin ve yandaşlarını yaydığı gürültüdür. bugün ülkede yerel kavgalarda da, adliyelerdeki kavgalarda da, yolda trafik kazası yapan iki sürücünün kavgasında da ve çok büyük iki gurubun iktidar veya medyaya sahip olma kavgasında da bu yapı görülüyor. aralarında hiç bir insani kültürel hukuksal süreç işlemiyor ve gittikçe daha zalimleşiyorlar. hiç şüphesiz gürültü sürekli bir delilik haline yol açıyor. adaletsizlik, cinayet, zulüm, tecavüz bu gürültünün altında boğuluyor. nezaket, hakkaniyet, paylaşmak, sendika, dayanışma kavramları bu gürültüde hiç duyulmaz oluyor. tek hakim korkunç bir gürültü. 

bu gürültünün en temel kaynağı kapitalizm. kapitalizm insanı sürekli tüketmek zorunda olan bir zavallıya dönüştürme sürecinde gürültüyü aralıksız kullanmak zorunda. çünkü en aptal insan bile tiksinti duyuyor kendine dayatılan bu korkunç budala kişiliğe uyum sağlama sürecinin içinde olmaktan. kapitalizm bu gürültüden artık kendi bile zarar görmeye başladığı halde sistemi değiştiremediği için, böyle bir yeteneği barındıramayacak kadar kalın ve hantal bir yapı olduğu için olan biten aynen sürüyor. 

aynı aptal buzdolabını diğerlerinden farklı göstererek bu buzdolabına hiç ihitiyacı olmayan bireye kakalama sanatı olan reklamlar ve bu reklamların bütün diğer talimatlarla birlikte sıradan insana büyük abiler tarafından en kolay sunum alanı olan medya bu gürültünün en temel kaynağı. akşam oturunuz televizyonun karşısına bakın bakalım ne var orada korkunç bir gürültüden başka. bizi buna alıştırdılar. böyle yaşayabilir miyiz. görünen o ki bu sorunun cevabı evet. ama böyle yaşamanın zevkli olup olmadığı konusunun cevabı önemli. 

bu gürültüden yazmamakla falan kurtulmak mümkün değil. mutlu olmaya çalışmakla ilgili nafile çaba, umutsuz çaba da gittikçe zayıflıyor bu korkunç gürültünün asıl üretim merkezi olan istanbul’da. yaramazlık yapmak, bunu hatta söylenişini bile unutuyorsun artık. ve hayat bitiyor, yaramazlığın bittiği yerde hayat biter ki yaramazlığı hayal bile edemiyorsunuz artık. gürültü; yolları tamamen tıkalı, pahalı, kirli, estetikten uzak kentte insanı tek bir şeye yoğunlaşmak zorunda bırakıyor o da hayatta kalmak.

Paraketa’daki diğer Ethem Özgüven yazıları:

Leave a Reply