Sağlıklıyım, sağlıklısın, sağlıklı…

Konu komşu toplanmış. Pastalar, börekler yapmış Muhterem teyze. Bir de demli çay. Misafirlerden biri anlatıyor herkes gülüyor. Anlattığının hiç bir önemi yok, her sözüne gülüyorlar. Muhteren teyze fısıltı halinde; “eserekli kadın” derken kadın duyuyor. Gözlerinden yaş gelene kadar gülen kadın iki bacağının arasına vurarak: “Aha bu yüzden eserekli oldum. Habire gebe kalınca. E bi de benimki gibi her gün dayak atan koca olunca. Kızdım adama, sana çocuk yok deyip şişi soktum. Kan oluk oluk aktı. Doktorlar her bişeyimi aldılar. Erkek gibi oldum” deyip gülmeye başladı. Eserekli kadın… Onüç kardeşin en küçük ve tek kızı. Oniki yaşında başlıyor karnında sancılar. Debeleniyor, ağlıyor. Her ay aynı günde başlayan bu ağrılar dayanılmaz olduğunda ilkokulu bitirme şansını yakalamış bir büyüğü; “Ana doktora götürelim” deyince gidiyorlar doktora. Kız seviniyor. Aylardır devam eden ağrıları bitecek. Doktor muayeneden sonra; “Çare yok ameliyat lazım. Kızlık zarı çok kalın. Kapatmış rahim ağzını. Kan dışarı akmıyor. Ameliyat olmazsa ölür.” Annenin ağzından çıkacak kelimeye bakıyor doktor ama anne “Olmaz. Başı yerde mi olsun oğullarımın.” diyerek kızı eve götürüyor. Kız bir kaç ay sonra ölüyor. Ağabeylerinin başı yerde değil. Ama kız mezarda… Kocası çok seviyor kadını. Bir dediğini iki etmiyor. Ama diyor kocası; “Krizleri bir anda geliyor. Nedenini bile anlamadan. Her dediği oluyor. Eksiği yok çok şükür. Ama kriz geldiğinde bayılıyor, kendini yerlere atıyor. Doktorlara götürdüm. Psikolojik dediler. İlaçlar verdiler. İçince iyi ama ruh gibi dolanıyor. İsteyerek evlenmedi benimle. Biliyorum ama nikahta keramet var dediler. Çocuklarımızın olması bile düzeltmedi. İstanbul’a götürdük Ruh ve sinir hastalıkları idi galiba hastanenein adı. Şok tedavisi yaptılar.” Şok tedavisi. İstenmeyen bir evlilik ve kadına şok tedavisi. Doksan kiloluk kadın, apandisiti patlamadan ameliyat olmaya karar veriyor. Eltisini yanına alıp gidiyor hastaneye. Pür neşe kadın. “Aman basit bir ameliyat işte. Dağda bayırda patlamasından iyidir. Hoş dağda işim olmaz ya” diyerek giriyor ameliyata. Elti kapıda bekliyor. Saatler geçiyor hala çıkmadı kapıdan doksan kiloluk kadın. Kocası da geliyor. Merak yerini endişeye bırakmış. Doktor kısa bir açıklamaya yapıyor ameliyathaneden çıktığında: “Çok kilolu olduğundan başaramadık. Kaybettik hastanızı”. Çok kilolu… Doksan kiloluk kadın kilosundan dolayı ölebileceğini düşünmüş müydü acaba? Bak bak diye komşusunun elini kendi göğsüne dayıyor kadın. “Bak hissettin mi? Kocaman sert bişi.” Komşu hızla çekiyor elini. Kocaman, sert bir yumru eline geldiğinde ürperiyor. “Doktora gitmedi mi?” Gitmiş kadın doktora. Yok iyi huylu bu deyip göndermişler geri. Daha küçükmüş bir ayda neredeyse on santim oldu diyor kadın. Şimdi de hastaneye gitmeye korkuyormuş. İyi huylu yumru iyiliği bırakmış anlaşılan. Kadın çocuklarım bensiz ne yaparlar diye düşünüyor. Henüz çok küçükler… Kadın sağlığı yerlerde sürünüyor. Teknolojinin bu kadar geliştiği dönem de hala kadın sağlığı üzerine kimse kafa yormuyor.. Teknolojinin nimetlerinden bir avuç kadın yararlanıyor kuşkusuz. Ama milyonlarcası son ana kadar gitmiyorlar, gidemiyorlar hastahanelere… Bundan sonra bu daha zorlaşacak. Kadın çalışmıyor. Sosyal güvencesi yok. Yeni yasa ile kız çocukları onsekiz yaşına geldiğinde babanın sosyal yardımından da faydalanamayacak. Elini çabuk tutar onsekizine gelmeden evlenirse sorun yok. Kocanın sosyal güvencesi altına girecek (miş). Sağlık politikaları ne yazık ki kadından yana değil. Daha doğrusu devletin “Kadın Sağlığı” politikası var mı ki? Kadının hastalığını doğumla, düşükle sınırlamak kadını yok saymak değil mi? Pekala kaç kadın yaşadığı düşükten ya da doğumdan travma yaşamıştır bilen var mı? Hastahaneler ne kadar kadınlara uygun yapılmış? Kaç kadın menepoz kaynaklı eşiyle yaşadığı sorunları anlatacağı doktor bulabiliyor? Meme kanseri bu kadar yaygın olmasına rağmen bununla ilgili kaç hastahane var? Kemik erimesi hastalığı sıkça kadınlarda görülen bir hastalık. Bilgilendirme yeterli mi? Yetersiz ve sağlıksız beslenmeyi de ekleyin… Ne derler hastahaneler ve doktorlar için: “Allah düşürmesin ama, yokluğunu da göstermesin” Sağlıklıyım, sağlıklısın, sağlıklı diyebilmek için yine iş kadınlara düşüyor. Özellikle de sağlık sektöründe çalışan feminist kadınlara. Alternatif sağlık politikaları geliştirmeden olmayacak…

Paraketa’daki diğer Melek Gündoğan yazıları:

Leave a Reply