Ayazma’da son düğün

Haziran 2007… Yedi seneden beri, gölgesi oldukça gerçeküstü ve silueti gittikçe tehdit edici olan, dev, orantısız ve yararsız Olimpiyat Stadyumu bitirildiğinden beri, bu çamurlu yollara düşerim, ısrarlıca. Hep farklı yollardan giriyorum, görünmez alçak mahalleye. Bu sefer, kuzey doğudan, Keresteci Sitesi’nin altındaki yoldan iniyorum. Öfkeli duvar boyunca. Ağır ağır ilerliyorum, çünkü karşılaştığım manzara inanılır gibi değil. Savaş ve depremden beter, bir açıdan.

Mahalle, Şubat 2007’den itibaren Kentsel Dönüşüm afetine maruz kalmaktadır. Yıllardır beklenen yıkımlar nihayet başlatılıp sürüyor, yavaş yavaş, engellenemez bir şekilde. Katılımcı, homeopatik yıkım, yani. Obur TOKİ tarafindan biçimlenmiş “Modern yaşama geçiş” kisvesi altında, bir nevi bir insan söktürülmesi cereyan ediyor. 

Yıkılmış “Laz evleri”’nden geçerken, anılarla karışık molozlar üstünden, beklenmedik bir müzik kulağıma çalınmaya başlıyor. Davul zurna değil mi? Aşina olmuş olduğum minicik evler ezilmiş, patlatılmış, susturulmuş durumdadır ; hurdacı bekleyen bükülmüş demir çubukları, kenara atılmış ama inatçıça tekrarlanmış soru işareti gibidir. Acı acı sorgulama tarlası.

Sevgi ve sabırla yetiştirilmiş cılız agaçlar dik duruyor, sadece. Ama sıkılıyorlar, tarif edilemez yıkım manzarasının ortasında. Canlı, ama dilsiz tanıktır onlar. Bezirganbahçe’ye gitmek istemediler, Ayazma’nın mutevazı ağaçları. Cünkü çok katmanlı biriktirilmiş kirliliğe rağmen, buraya ister istemez köklerini salmışlar. Çünkü onlar artık buralı, Başakşehir’den esen kuzey rüzgarını öğrenmişler, TEM’in çılgın araba kamyon seslerine alışmışlar, artık, mahalleyi kuşatan sanayi tesislerinden fokur fokur akan pis sularına da, neredeyse… 

Ve merasimsiz mermersiz minik minik yalın toprak mezarlardan oluşan Ayazma mezarlığına ne olacak? Çift yetim olmaya mahkum mu, bu gömülmüş gencecikler? Belediye kepçeleri korkutuyor onları, geçen Şubattan beri titretiyor.

Yalıtılmış müziğe yaklaşıyorum, hayretlerde, hayaletler okyanusunda. Orada, karşı yamaçta, yüzlerce tahrip edilmis ev arasında, bir tutam ev kalıyor, ulu elektrik direği altında. Henüz kepçelenmemiş 4, 5 garip ev. Silinmiş sayfada unutulmuş bir parentez ya da geçici bir direniş vahası gibi. Mahalleden ayrılmak zorunda kalan insani hayat sanki dönüşsüz gidişini geciktirip, buraya sığınmıştır. İste Ayazma’da son düğünü. Damat Kürt, gelin Türk, ya da tersi : ne işgalci ne terorist. Artık istenmeyen zorunlu buralıdır.

 

Paraketa’daki diğer Cef Firuze yazıları:

Comments are closed.