Anneme Feminist olduğumu söylemeyin…

Annemin yüreğine oturur attığım sloganları bir duysa. Hele aile hiç duymasın. ‘Namusumu kaybettim bulmayacağım’ diye bağırdığımı duysalar o… derler. Aman anneme feminist olduğumu söylemeyin”  İstanbul’da kadınlarla sokaklarda ben de bağırdım diye heyecanla anlatıyordu. 

Kadınlar sokaklarda 8 Mart Dünya Kadınlar gününü ülkenin dört bir yanında kutlarken devletin zirvesinden ve de çeşitli kurumlarından peşpeşe talihsiz açıklamalar geliyor. Diyanet İşleri Başkanlığına ait web sitesinde Diyanet İşleri Başkanı: “Feminizm, ahlaki ve sosyal bakımdan çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bir kere, feminizm hareketine kapılan kadın, genel olarak kayıtsı şartsız özgürlük düşüncesiyle aile için vazgeçilmez olan bir çok kural ve değerleri hiçe saymakta, esasen sosyal hayatın hiçbir alanında hiçbir insan için geçerli olmayan “Kendi hayatımı canımın istediği şekilde yaşamak hakkımdır!” şeklindeki anlayışı, bütün değerlerin üstünde bir değer ve kanun kabul etmektedir.” 

Feminist kadınlar için çok söz söylendi. Erkek düşmanı, çirkin kadınlar… Şimdi de ahlaksız ilan edildi feminist kadınlar. Ya devletin zirvesi ne dedi 8 Mart gününü kutlamak için bir araya getirdikleri kadınlara: “Eğer nüfusumuzun azalmamasını istiyorsanız bir ailenin üç tane çocuğu olmalı. Sevgili vatandaşlarım çocuk berekettir. Bunu da bilmeniz lazım. Bunu yaşadım inanarak söylüyorum ” Ve kadınlar bir sloganla karşılık verdiler: “Başbakan baksana, tepemizi attırma. Kendin yat kuluçkaya. Bir Türkçük, iki Türkçük, üç Türkçük doğurmaya” 
Oysa devletin zirvesi çok iyi biliyor kadınların neler yaşadıklarını. 

Kadınlar… Hepsinin de öyküleri farklı. Yürüyemiyor biri. Kocası onu öyle bir bıçaklamışki O artık bir engelli kadın. “Çok sevdim kocamı. Nasıl yaptı hala inanamıyorum. Dönmek istiyorum ama korkuyorum da…” Kocası eline falçatayı almış her yerini kesmiş. Nedense ellerine ve yüzüne dokunmamış. İşsizmiş kocası diğerinin. “Ne yapayım para lazım. Beş liraya erkeklerle oluyorum. Adam çalışmıyor. İyi adamdır. Döndüğümde suyumu ısıtmış oluyor.” Güzelce bir kadın. Sorunum yok benim derken gözleri dolu dolu. “Beni kıskandığı için eve hapsetmişti. Çok seviyor. Dışarı asla bırakmıyor. Dayanamıyorum” 

Bu kadınlar aile içi şiddete uğrayan kadınlar. Ya diğerleri… Evde, sokakta, işyerinde tacizler ve tecavüzler. Erkeklerle aynı koşullarda çalışıpta daha düşük ücret alarak çalışan kadınlar… Okumak isteyipte okuyamayan kadınlar… Hala para karşılığı alınıp-satılan kadınlar… Bu uzar gider. Tam da bunlar için mücadele ediyor ve sokaklarda yürüyor feministim diyen kadınlar. Ve haykırmaya devam edecekler sesleri duyulana, yasalar değişene kadar.

  • Şiddet her yerde, devlet nerede.
  • Namusumu kaybettim, bulmayacağım, Kimsenin namusu olmayacağım
  • Geceleri de, sokakları da istiyoruz.
  • Kapitalizme hayır, erkek egemenliğine hayır, pornografiye hayır, faşizme hayır, cinsel yönelim ayrımcılığına hayır, namus cinayetlerine hayır, cinsiyet ayrımcılığına hayır, militarizme hayır, taciz ve tecavüze hayır, savaşa hayır, kadın ticaretine hayır, emperyalizme hayır, aile içi şiddete hayır, fuhuşa hayır, milliyetciliğe hayır.
  • Mezar değil, sığınak istiyoruz.
  • Ar değiliz, zar değiliz, mal değiliz, feministiz biz, feministiz.
  • Kadınlar örgütlenmeye, barışı örgütlemeye.
  • Cinsel yönelim ayrımcılığına hayır.
  • Dünya yerinden oynar, Kadınlar özgür olsa.
  • Bedenimiz, emeğimiz, kimliğimiz bizimdir.
  • Sindirella gitme baloya, 8 martta haydi sokağa

Bunlar kadınların sloganlara yansıyan talepleri. Ne dersiniz bu yazıyı yazdığım için ahlaksız mı sayılıyorum?

Paraketa’daki diğer Melek Gündoğan yazıları:

Comments are closed.